Loading

Son eklenen röportajlar

Göğün Dilinden Gökçe’den…

Hayatın karşınıza neler çıkaracağı hiç belli olmaz. 
Bundan uzun zaman önce karmaşık duygularla yüklüyken ve ofiste işleri yetiştirme çabası ile kendimi kaybetmişken, biri girdi içeri elinde bir kitapla; arasına bir not iliştirilmiş olan sayfayı açtı ve hiçbir şey söylemeden gitti. 
“Yüzünü dökme küçük kız” yazıyordu notta… Kitap ise Küçük İskender’in ‘İpucu Bırakma Sanatı’ydı… Notun olduğu sayfayı açtığımda ise “göğün diline: Gökçe’ye” şiiri karşımda duruyordu öylece… 
Biri bana bir mesaj veriyordu; hem de öyle sıradan, gelir geçer bir mesaj değildi bu, almasını bilene. “Üzülme” diyordu. “Yaşadığın evrende senin de bir izin olsun, yaşadıkların ile ilgili ipucu bırak her yere. İpi bulan ucunun senden olduğunu anlasın ve istiyorsa sana gelsin.”
Evet, birçok şey yapıyordum ve arkamda güzel izler bırakıyordum işim gereği. Peki, bunları yaptığımı kim nereden bilecekti, nasıl öğrenecekti? O zaman yazmalıydım, kendimle ilgili ipuçları bırakmalıydım her yere, namı değer ‘Kapo’nun dediği gibi… 
İlk ilham kaynağım İlham Bey oldu, işi öğreten ise içi gibi Berrak bir hatun… Öyle kolay değildi kalemi eline alıp kelimeleri yan yana getirip anlamlandırmak. Adım adım; nedeninden nasılına, ne zamanından neredesine sıralamak. 
Başladıktan sonra çok uzun olmasa da geçen zamanda, haberlerden köşe yazılarına oradan da röportajlara uzanan bir dolu yazım olmaya başladı. Ama en keyfi aldığım, tanımadığım kişilerin hayatlarına dokunmaktı. İşleri, zevkleri, başarıları hakkında sorulmayanları sormak ve yazıya dökmek… Yaptığım iş gereği sektörün duayenleri, sanatçılar ile o kadar çok zaman geçirme şansım oldu ki “artık paylaşma zamanı geldi” dedim kendi kendime…
Şiirden alıntı yapıp ‘Göğün Dilinden Gökçe’den olsun diye çıktım yola ve ipin ucunu bıraktım ortaya, almak isteyen olursa diye… 
Neyse çok uzattım biliyorum, dayanıp buraya kadar okuduysanız amacımı anlamışsınızdır. Ve siz diğer yazılarımı da okuyorsanız bana en büyük hediyeyi verdiniz demektir.